Limon Çiçeği Kitapları

Sunday, July 23, 2006

1- Aşk ve Aşkın Psikolojisi

İdefixee gücel bir indirim yapınca bende topladım bütün psikoloji kitaplarını. Çok uzun zamandır çıkmak istediğim yolculuğa belki bu kitaplar yardımı ile çıkarım diye düşündüm.

Peter Lauster tarafından kaleme alınmış kitap, gerçekte bize aşk ile ilgili hiç bir öğreti olmadığı gerçeğini anlatmak ile başlıyor. Bize matematik, felsefe, dürüst biri olma gibi kavramların bazı zaman zorla öğretilmesine karşılık aşka dair bir şey bulamadığımızı tekrar göz önüne seriyor. Ve nasıl aşık olunur diye bir kitap yokken, nasıl daha iyi anne, nasil daha iyi baba, nasıl sosyal kişi olacağımıza dair bir yığın kitap bulabiliyoruz. Söz konusu aşk olunca bilinmez bir muamma oluyor. Yazarın bize nasıl aşık olunur ve aşk nasıl korunur gibi bir bilgi verme niyeti yok. O bize bunun olağan sürecini yaşamamızın nasıl bizi mutlu edeceğini anlatıyor. Ne zaman kendi egomuz, düşüncelerimiz, yorumlar işin içine girince aşkın topukları üzerinde dönip kaçtığını anlatıyor. Ve sevmeye olan yeteneğin geliştirebileceğini, bunun üzerinde kişinin çalışmalar yapması gerektiğini ve en önemlisi anı yaşamasını öneriyor. Geçmişi tekrar elde etmeye çalışmanın veya geleceği planlamanın ne kadar yanıltıcı olduğunu anlatıyor. Kitabı okuduktan sonra ilişkileriniz daha esnek bir yapıya dönüşüyor. Satır satır dikkatle okunacak kitaplardan biri.

1 Comments:

  • Aşk ve Felsefe.....(I)

    Binlerce yıl boyunca hayatın, evrenin, insanın sırlarını arayan filozoflar küçümsemeyle "aşk" konusuyla hemen hemen hiç ilgilenmediler, insanın en temel duygularından birinin varlığını "önemsiz insanlara ait" bir mesele gibi gördüler.

    Sadece mantıktan oluşmuş "duygusuz" bir dünyanın sırlarını çözmenin peşine düştüler.Evrenin bazı sırlarını sezseler de "insan" onlar için bir sır olarak kaldı.Aşk konusunu felsefenin sınırları içine çeken ilk filozof Arthur Schopenhauer oldu.Huysuz ve karamsar bir adam aşkın sırlarını aradı.Felsefeyle ilgilenmeye başladığında kendisinden önceki filozofların aşka hiç önem vermemiş olduklarını şaşırarak fark etti..

    Aşk ortaya çıktığında "mantığı" yok ediyor, mantıklı düşünme düzenini parçalıyor, aklın kavrayamayacağı tuhaf bir kaos yaratıyordu.Felsefenin "mantık tutkusu", bu mantıksızlığın kapısından geçemiyor ve bu anlaşılması zor karmaşayı yok saymayı yeğliyordu."Aşk en ciddi işleri sekteye ugratiyor, hatta en büyük zihinleri bile kariştiriyor. Devlet adamlarinin müzakerelerine, bilim adamlarinin araştirmalarina burnunu sokuyor,en sofu din adamlarını baştan cıkartıyor,bir yolunu bulup bakanliga ait evraklarin arasina, filozoflarin müsveddelerine, küçük aşk mektuplari, saç lüleleri olarak ilişiyordu."Ve Schopenhauer, "mantigin" aşk karşisindaki yenilgisine "mantikli" bir neden buldu......

    devamı.......Aşk ve Felsefe.....(II) ve (III) icin, http://gaykedi.blogspot.com/ bu ilk bölümüydü (I)

    By Blogger gaykedi, At 7:29 PM  

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]



<< Home